Doğa ve insan
- Nihan Uycan Özen

- 12 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Uzun zamandır bu kadar güzel bir sonbahar gözlemleme fırsatım olmamıştı kardeşim. Şehirde üstelik… Belki takvimler kışı işaret ediyor ama benim için mevsim hala sonbahar. Havalar hala sertleşmemişken, kısıtlı zamanlarda da olsa her gün sarı, yeşil, kırmızı yaprakların arasından yürüyerek geçmek o kadar büyük bir nimet ki! Mutluluktan kalbim sıkışıyor bazen. Şükür gözyaşları süzülüyor gözlerimden. Hala sağlıklı olduğum, nefes alabildiğim ve doğanın bu güzelliklerini görebildiğim için… İlhamlar doluyor içime… Zor durumda olanlar için dua etme ihtiyacı duyuyorum. Aynı şansa sahip olamayan kardeşlerim için, farkındalık yaratmak istiyorum. “Bak böyle de bir şeyler varmış, bunu yaparsam böyle de olabilirmiş” densin istiyorum.
Gündelik hayatın stresi üstüme üstüme geldiğinde, duygu dengemi yönetemediğimi ve kendimi tüketmeye başladığımı fark ettiğimde hemen dışarı çıkıyorum. Kısıtlara rağmen herkesin bunu yapabileceği zaman aralıkları mevcut. Bahaneye gerek yok! Gerçekten ama gerçekten engelleri olanlar için de onların hayatlarını kolaylaştıracak kardeşlerinin varlığını diliyorum.
Hep severdim yürümeyi… Araç kullanmaktan imtina eder, toplu taşımayla tüm İstanbul’u gezerdim. Kendimi özgür zannederek… Ama şimdi hep aynı yerlerde defalarca yürümeme rağmen sanırım daha özgürüm!
Neyi fark ettim?
Corona salgını ve karantinalarından önce biz biraz da sahip olduklarımızı görmeyen doyumsuz ruhlardık gibi geliyor bana. Ya da “ben” biraz öyleymişim. Muhakkak bunu fark eden başkaları da vardır. Bu da bana BİZ diyebilme izni verir.




Yorumlar