Evrenin aynaları çocuklar ve kendi içsel çocuğumuz
- Nihan Uycan Özen

- 12 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Çocuklarım, çocukluğum ve içimdeki çocuk bir süredir bir gizli anlaşmayla beni takip ediyorlar. Bu alanı yazıyor, çiziyor araştırıyorum. Kendi iç çocuğumla buluşmaya hazırım tekrar, hissediyorum. Ne kadar çok şeyin o çocuğun istekleri, ihtiyaçları olduğunu fark ettikçe onun KAYNAK’ la bağının ne kadar güçlü olduğunu gördükçe içimde ona daha çok alan açıyorum. Biliyorum ki artık kalabalık mürettebatımın en neşeli, en umut dolu varlığı o. Geleceği inşaa etmeye çalışırken BİZ, o yolu gösterecek. Çünkü içimde bir IŞIK ÇAĞI ÇOCUĞU var. BİZ ALTIN ÇAĞ’ın kapısını aralarken o elimden tutacak.
Ahh sevgili kardeşim, yine neler mi anlatıyor diyorsun benim için?
Eminim sen de en az bir kere fark etmişsindir, çocukların ne kadar saf bir şekilde bilgiyi taşıdıklarını, sünger gibi emdiklerini ve neyi görürse onu anında kopyaladıklarını. Hatta bazen bilgece konuştuklarını... Atalarımız boşuna: “Çocuktan al haberi!” dememiş. Bu atasözü sadece evlerde konuşulan dedikoduları aktaran afacan çocuklara mal edilmemeli bana göre... Çocuk dediğin varlık insanın küçüğü değil asla! O daha farklı, özel ve eşsiz bir varlık... Bunu daha derinden anlayan birçok yazar, psikolog ve ruh bilimci de mevzuya böyle bakıp çocukluğa vedayı ya sanat eserleriyle yücelterek ya da yaşam sürecinin bir önemli basamağı olarak ilmek ilmek işleyip anlatıyorlar.
Çocuklar dedikoduları taşıdıkları için değil, evrenin en gizli saklı kadim bilgilerini yeri geldiğinde taşı gediğine koyarcasına aktardıkları için, yetişkinlerden daha bilge oldukları için söylenmiş bu atasözleri.




Yorumlar