Hayatımızdaki eşzamanlılıklar
- Nihan Uycan Özen

- 11 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Merhaba Sevgili Kardeşim,
Nasıl gidiyor hayat? Nelerle vaktini geçiriyorsun bu aralar? Ben bu hafta kendimi eşzamanlılıklara açtım. Nedir bu “eşzamanlılık” diyorsun, duyuyorum. Psikolojiden, kuantum fiziğine kadar birçok alanda karşıma çıktı bu kavram yıllar boyu. Anlatması, rasyonel bir zemine çekilmeye çalışılması zor. O yüzden de akla mantığa bürümekten ise kalbine hoş gelecek şekilde anlatmaya çalışmak olacak benimkisi. Hem de en yalın haliyle…Umarım başarabilirim. Senden inancından bağımsız olarak, kullandığım kavramlara takılmayıp, sözlerimin enerjisine yani hissettirdiklerine odaklanmanı rica ediyorum.[1]
Bu kavramı bilen kardeşlere de kendi deneyimlerim üzerinden inanç aşılamak istiyor, onları kendi eşzamanlılıklarını tekrar keşfe çağırıyorum.
Carl Gustav Jung’a göre iki ayrı olayın birbirleriyle bağlantılı bir biçimde aynı anda gerçekleşmesi, incelenmesi gereken bir fenomendi. Nedensellik ilkesiyle açıklanamayan şeyler, analitik psikolojinin kurucusu bu ünlü psikiyatr için kendine rağmen bir meydan okuma diye düşünmüşümdür hep. Çünkü analitik psikoloji büyük oranda, sonuçları elle tutulur nedenlere dayandırmaya çalışır. Oysa eşzamanlılık, mekân ve zamanı aşarak bizi şaşırtır. “Allah Allah nasıl oldu bu iş?” dedirtir.
Örneğin aranızda yıllar ve kıtalar olan bir arkadaşınızı düşünürsünüz, bir anda sizi arayıverir. Rüyanızda yepyeni bir çanta aldığınızı görürsünüz, o gün size hediye edilir. Doktor arayışındasınızdır, yakınınız arar bir doktoru çok metheder. Kitap okurken karşınıza bir kavram çıkar, ilginizi çeker ve sonra onunla girdiğiniz rezonans enerjisiyle önünüze durmadan bu kavram çıkar. Bu konular algıda seçicilikle açıklanamayacak kadar garip şekilde tezahür edebilir. Ve biz ne hikmetse hepsine “bak şu tesadüfe” deriz kardeşim.
Halbuki, evrende tesadüf diye bir şey yoktur.




Yorumlar