top of page

Kaktüsü büyütmek ve umut

Selam canım kardeşim,

Sana sözüm var geçen yazıdan, kaktüse ne oldu anlatacağım ama önce bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Buna takılanlar olabilir, öyle hissettim. Ben hep “kardeşim” diye sesleniyorum, bazen emir kipinde yazıyorum çünkü içimden öyle akıyor, hiç değiştirmiyorum. Yakından tanıyanlar, beni bilenler “kardeşim” derken neden öyle seslendiğimi biliyor. Aramızda beni yeni tanıyanlar ve bu seslenişi değişik bulanlar varsa diye açmak istedim bu konuyu.

Ben eşitlikçi bir dünyanın hayalini kuruyorum, var olan her şeyi, canlı cansız diye ayırt etmeden bir büyük BÜTÜN’ün parçaları olarak görüyorum. Ve bütün bu parçalar benim kardeşim, böyle hissediyorum. Okuyucuya yani sana, seslenirken de seni seven biri, iyiliğini, hayrını nasıl isterse o şekilde, seninle konuşur gibi yazıyorum. O yüzden ne olur sen de okurken öyle bir yerden dinle senin ve benim ortak olan iç sesimizi...


Umarım farklı düşünenler için açıklayıcı olmuştur.

Şimdi artık kaktüse geçebilirim. Hani o çıplak ellerimle yapışıp toprağa tutunsun diye acılar içinde kaldığım üç parça var ya ikisi öldü onların. Ne yaparsam yapayım, ne kadar acı çekersem çekeyim başaramadım kurtarmayı. Ama bir üçüncüsü, en küçük olan parça tutundu yaşama. Düşündüm tabii ben de; ne anlamam gerek, neyi görmeliyim? İlk ders, hatırlarsan mesafeler’di kardeşim. Sağlıklı sınırlar kurunca bu kadar yara almıyorduk hani. Ama ne yalan söyleyeyim içimdeki savaşçı hep bu pasif ve kendini korumaya yönelik duruma itiraz eder. Mesafe koyuyorsun, bazı şeylere nezaketle HAYIR diyorsun ama aslında birlikte büyüyebileceğin bir alana da imkan vermiyorsun gibi...Ben ömrümce hep buradan yara aldım. Belki de hala dersi anlayamıyorumdur. Umutluyum, sistem öğretir. En doğrusunu en hayırlısını karşıma çıkartır, çok şükür.




Yorumlar


Nihan Uycan Özen
  • Adsız tasarım (47)_edited_edited
  • Youtube

Yazar | Sosyal Girişimci
Köprü Project Kurucu Ortak

© 2025

bottom of page