Aşk mı, bağlılık mı? 2026’da sağlıklı ilişkilerin gerçek ihtiyacı
- Nihan Uycan Özen

- 18 Mar
- 1 dakikada okunur
Günümüz ilişkilerinde “aşk” kavramı, çoğu zaman bilimsel bir olgudan çok kültürel bir anlatı olarak dilden dile yayılıyor. Romantize edilen aşk da süreklilikten çok yoğunluk ve idealizasyon üzerinden tanımlanıyor. Halbuki bu yaklaşım, ilişkinin doğal çatışmalarını birer gelişim alanı yerine başarısızlık göstergesi olarak konumlandırıyor, bunu kimse fark etmiyor ve “ah işte yine yürümedi” deniyor. Günden güne emek verilmeyen ilişkiler çöplüğü büyüyor.
2026 yılına girerken her kavramda olduğu gibi “ilişki” kavramına da yakından bakma ihtiyacı duydum. AŞK benim yazar olarak severek kullandığım kurgu ve kurgu dışı yazın nesnelerinin başında geliyor malumunuz. Tekamülün önemli bir adımı olarak gördüğüm bu kavramı daha önce MÜMKÜN DERGİ için AŞK sayısında “AŞK” adlı yazımda da yazmıştım. İlgili okurların bu yazıyı da okuyarak ilerlemesini kendi adıma tercih ederim.
Bağlanmaktan kaçınan ve belirsiz ilişkiler yaşayan bir yeni nesille karşı karşıyayız. Bunun temelinde seçenek bolluğunun getirdiği ilişkilere düşük yatırım yapma eğilimi ve de haliyle kolay vazgeçişler ve hızlı kopuşlar var. İnternetin bir tıkla tüm dünyayı birbirine bağladığı bir gerçeklikte insanlar yakınlık duyabilecekleri insan sayısının sonsuz olduğu yanılgısına kapılıyorlar. Ve 2026 yılı itibarıyla bu konuda çok da haklılar zira teknoloji son hız ilerliyor. İlişkilenmenin şeklini bile değiştiriyor. Her şeyde hızlı olunması gerektiğini hissettiriyor insana. Geçmiş dönemlerde yaşanan ilişkilerdeki emek, şu an için bir lüks gibi algılanıyor ve günümüz bireysel toplumunda da kimse kimse için ne rahatını bozmak istiyor ne de herhangi bir şey feda etmek. Ben bunu bireysellik vurgusu ile ilişki sorumluluğu arasındaki gerilim olarak görüyorum. Ve tabi ki içinde bulunduğumuz hızlı yaşam ve hızlı tüketim hepsini etkiliyor.



Yorumlar