Hedef değil yön seçmek: 2026’da nereye bakıyoruz?
- Nihan Uycan Özen

- 29 Oca
- 1 dakikada okunur
Her yeni yıl başlangıcında olduğu gibi hepimizde bir hedef takıntısı başladı yine. Kurumlar, ilk çeyrek hedeflerini belirlerken, bireyler de genellikle “bu yıl şunu yapacağım, şuraya gideceğim, bu arabayı alacağım, şu eve taşınacağım” gibi hayallerle dilek tablolarını dolduruyor, çeşitli yaratım ritüelleri ile bol bol uğraşıyorlar. Acaba diyorum bunların hepsini bolca yapmış bir insan olarak ben bu sene bakış açımı değiştirebilir miyim?
“Hedeflere odaklanmak yerine kendime bir yön belirleyip onun içinde kalmaya çalışmak nasıl olurdu?”
Kulağa nasıl geliyor? Açıkçası benim gibi hedef odaklı bir insan için oldukça belirsiz, güvensiz hissettiren ama aynı zamanda da maceraya çağıran bir tavır var bu önermede. Belki de bu yüzden bu konuyu yazıp, kendime seçtiğim yönün içinde kalabilir miyim diye kendimi test etmek istemişimdir. Kim bilir?
Zira ben önce de söylediğim gibi hedef odaklı, performans kaygılı ve genelde iyi çıktılar üreten biriyim. Fakat bu zaman zaman oldukça tüketici ve büyük oranda da tatminsizlik yaratan bir durum. Uzunca bir süredir bu bilinçli ilerleyişin daha fazla doyumda olması için neler yapmalıyım diye düşünürken “baktığım yön” kavramıyla karşı karşıya kaldım.



Yorumlar