Yaşamımızdaki sınavlar ve görevimiz
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Yaşamın yüksek zekâsına olan saygımın bir işareti olarak bu yazıda sınavları, dersleri, tekamülü, gelişimi biraz biraz anlatmak istiyorum. İlerleyen yazılarda bu alanda birlikte derinleşebilmek dileğimle...
Herkesin başına gelmiştir muhakkak!
Bazen öyle durumlar olur ki “asla yapamam, asla olmaz” deriz. Sonra hayat bize “asla” diye bir şeyin olmadığını, hayatta her şeyin insanlar için olduğunu gösterir. Büyüklerimiz “büyük lokma ye ama büyük söz konuşma” diye boşuna söylememiş, yaş ilerledikçe daha iyi anlaşılıyor. Görüşmem dediklerimizle görüşüyor, gitmem dediğimiz yerlere gidiyor, tatmam dediğimiz yemekleri yiyor ya da hiç yapamayacağımızı düşündüğümüz binbir zorluğu sevdiklerimiz için göğüslüyoruz.
Yaş aldıkça olgunlaşılabildiği gibi yaş almasına rağmen hayatın önüne getirdiği dersleri göremeyenler de var elbet! Belki onların tekamülü biraz daha yavaş ama muhakkak değişmek üzerine bir döngü var evrende...
Hayat o kadar bilge bir öğretmen ki biz sınavlarımızı veremedikçe farklı olaylarla aynı sınavı önümüze defalarca getiriyor. Adeta bizi eğitmek, geliştirmek istiyor. Fark edenler dönüşüyor. Fark etmek istemeyen, ya da bildiği alana sadece ona sağlamış olduğu alışkanlık konforundan dolayı sıkı sıkıya tutunanlarımız ise daha çok acı çekiyor. Acı bağımlılığı da sanırım böyle oluşuyor. Bu zihni ve ruhu bozan genel teamül maalesef toplumumuzda büyük bir yara.




Yorumlar