Affetmezsek ne olur?
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Bu aralar ne hikmetse karşıma çok fazla çıkan bir kelime var. Dolu dolu bir kelime: Affetmek. Zira benim çekim alanım ruhsal gelişime hizmet eden kelimelerle bolca haşır neşir olduğundan bu duruma pek de şaşırmıyorum aslında.
İşte tam da bu farkındalıkla “affetmek” kelimesinin bugünlerde karşıma neden bu kadar sıklıkla çıktığını kendi kişisel tekamülüm ekseninde araştırırken birlikte yol aldığımı düşündüğüm siz sevgili okuyucularla da her zamanki gibi rasyonel bir düzlemde tartışmak istedim.
Malum, kelimenin anlamı için ilk olarak TDK’ya başvuruyoruz:
“1. Bağışlamak:
“Açgözlülüğü içeride de dışarıda da affetmeyen gözü tok insanlarız.” – Arif Nihat Asya
2. Hoşgörü ile karşılamak; mazur görmek:
Beni affedin, gelemeyeceğim.
3. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek:
Beni bu çalışmadan bir defalık affedin lütfen.
Biz bu yazıda, birinci ve ikinci anlam etrafında dolaşacağız.
Genellikle ruhsal olarak zorlandığımız yer, birisi bizim fıtratımıza ters olan şeyler yaptığında, canımızı yaktığında ve bile isteye kötülük yaptığında onu bağışlayabilmektir. Affetmekte zorlanan varlıklarız.
Peki biz neleri affedemiyoruz?




Yorumlar