Duygusal zekâ artık yetmiyor mu? Duygusal dayanıklılık çağına giriş
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Corona Pandemisinden bu yana hızla değişen dünyamız, insanların her sabah yepyeni bir krizle uyanmasına yol açtı. Salgınlar, iklim krizi, savaşlar, ekonomik sorunlar ve buna benzer onlarca meseleyle boğuşan modern insan, ruh sağlığını korumakta zorlanıyor. Özellikle toplumumuzda son on yılda hızla büyük bir ahlak çöküntüsü yaşanırken, intiharlar, cinayetler ve suç oranı da git gide artıyor. Bu durum sosyologlar, psikologlar, kriminologlar tarafından incelenedursun biz konunun ruhsal tarafına odaklanalım. İki kavramın birbirini nasıl tamamladığını fark edelim istiyorum.
Bir zamanlar “artık sayısal zekâ değil, duygusal zekâ önemliymiş!” söylemlerini duymuştuk. Şirketlerin İnsan Kaynakları departmanları neye göre belirlediklerini tam da bilemediğimiz mülakat sorularıyla duygusal zekamızı da test etmişti. Şimdilerde ise sorunlarla, krizlerle baş edebilmek için İngilizce çok meşhur bir kavram var. Adı da “resillience”. Dilimize de duygusal dayanıklılıkolarak çevrilmiş. Ve gerçekten de pek önemli. Zira artık sinir sistemimizin regüle olmasını her şeyden çok önemsiyoruz. Hepimiz psikolog, koç, ruhsal danışman olduğumuz için kendimizi sorunlar karşısında don-kaç-savaştepkilerinden birini verirken bulacağımızı şüphesiz ki biliyoruz.
Şaka bir yana çok baskı ve stres altında yaşıyoruz. Çağımız hız ve teknoloji çağı ama sorunlar oldukça ilkel. Bu iki durum arasındaki uyumsuzluk bile insanı her an stres altında hissettirmeye yetiyor. Hepimiz son derece stresli, son derece yorgunuz.
Duygusal zekâ neden artık tek başına yetmiyor?
Duygusal zekâ, kişinin duyguları konusunda farkındalığı ve empati yapabilme yeteneğini kastederken, içinde bulunduğumuz krizler zincirinde, ayakta kalabilmek bundan daha fazlasını istiyor doğruyu söylemek gerekirse. O kadar çok bilinmezlikle karşı karşıyayız ki, travma sonrası stresi yönetebilme, hayata devam edebilme yetenekleri gerçekten de güçlü bir sinir sistemi ve dayanıklılık gerektiriyor. Şirketler de işte bu yüzden bir zamanlar duygusal zekâsı yüksek adaylar ararken bugün “kriz anında sakin kalabilen, hızla toparlanabilen” profillere yöneliyor.




Yorumlar