Peru seyahati - 2
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Yazının ilk bölümü için lütfen tıklayın:
Sadece bir gün sonra dünyanın çeşitli yerlerinden gelen şifacı büyük annelerle çalışmalarımız başlayacaktı ama grubun ortak kararıyla San Pedro ritüeli o güne planlanmıştı. Bir gün önceden özel bir diyete başlamış, et, kahve, çikolota, ananas yemeyi kesmiştik. Bol sıvı ile besleniyorduk. Nedenini yine daha sonra anlayacaktım. Nedense pek de bir şey sorgulamadan söylenenlere uyuyordum. Her ne kadar günlüğüme Miguel ve San Pedro ritüeli hakkında olumlu şeyler yazsam da çok korkuyordum aslında. Daha önce bitkisel şifalanma teknikleri hakkında okumalar yapmış ama bu ritüeller sırasında yaşanan şeyleri bloglardan, belgesellerden takip ettikçe de pek bana göre olmadığını düşünmüştüm. Sonuçta ben Amsterdam’a gidip şehrin atmosferinden sarhoş olmuş, alkol eşiği yerlerde olduğu için iki kadehten fazla bir şey içemeyen bir yetişkindim. Ömrümce dumanlı şeylere karşı olmuş, kokusundan mide bulantısı yaşamıştım. Şimdi kalkıp da ne olduğunu hiç bilmediğim bir kaktüsün özünü mü içecektim? Ve o kafayla yedi sekiz saat dağlarda mı yürüyecektim?
Ve öyle de oldu…
Gerçekten oldu! Sabahın kör karanlığında Miguel ve yanında getirdiği diğer şaman Daniel ile yollara düştük. Biz zaten oldukça yüksek bir vadide konaklıyorduk. Arabayla bir saat kadar daha giderek, çok daha yükseklere çıktık. Dört bin metrelerdeki rakım, bünyeye daha herhangi bir şey almadan dahi baş döndürücü güzellikteydi. Dağ köyü gibi bir yerde durduğumuzda otağaya benzer kulübelerin olduğu bir alanda bulduk kendimizi. Peru’nun şirin köylüleri, birkaç lama ve bizim grup dışında kimse yoktu. Biz sekiz kadın, iki erkek şamanla bu ruhsal yolculuğa çıkıyorduk. Daniel yanımıza tuvalet kâğıdı, ıslak mendil alıp almadığımızı sorduğunda yavaş yavaş özel diyetin nedenini de anlamaya başlamıştım. Başlamadan herkes tuvalete gitmek istemişti. Uzun bir yolculuk olacağa benziyordu. Kardeşimle ben de topluluğa uyduk. Kapalı alana girdiğimizde Miguel bir ateş yakıp beline özel bir kuşak bağladıktan sonra dualarını etmeye ve bir gece önceden kaynatıp hazırladığı bir şişe içindeki iğrenç görünümlü yeşil bitki özütünü çıkartmaya başladı. O dakika oradan kaçabilirdim ama kaçmadım. İçimde büyük bir heyecan dalgası yükseliyor, kalmam gerektiği konusunda sezgilerim beni zorluyordu. Egom “kalk, çabuk kaç buradan!” diyor, özüm “Miguel’e güvendin bir kere, dün ne kadar güzel konuştu. En kötü ne olabilir ki?” diyordu.




Yorumlar