Sevme Sanatı
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Erich Fromm’un 1956 tarihli başyapıtının adını verdim bugünkü yazıma. Ustaya selam göndermek, ruhunu onurlandırmak niyetindeyim. Eminim ki benim gibi milyonların, başucu kitaplarından biridir bu değerli eser. Eğer hala okumayanlardansanız şiddetle tavsiye ediyorum. İncecik, okuması kolay, anlaması daha doğrusu idrak haline sokması zor bir eser. Pekâlâ bizim yolumuz da buraya doğru.
Yazıldığı yüzyıl, içindeki hakikat bilgisini asla sınırlandırmıyor. Öyle evrensel bir eser. Çok az esere nasip olur bu dediklerime nail olabilmek. Bu yüzden kıymetli, bu yüzden hakkında yazılar yazılası. Eminim ki yüzlerce yazı, araştırma ve tez konusu olmuştur bu kitap. Ben ise burada kendini çoktan kanıtlamış bu esere methiyeler düzmek yerine adından ilhamla, sevme eyleminin neden bir sanat olduğunu anlatmaya çalışacağım. Aslında tam olarak eylem demek de doğru mu emin olamıyorum. Çünkü önce sevginin ne demek olduğunu anlamak gerekiyor. “Sevmeyi bilmek” diye bir şey var benim belleğimde. Demek ki uğruna uzun uzun mesai harcadığım bir kavram.
Gelin birlikte araştırmaya devam edelim. Dilbilimden kalp bilime doğru ilerleyen bir yolda derdimi anlatmaya çalışayım ben yine.
TDK’ya göre;
Sevgi: (isim) İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
Sevmek: Sevgi ve bağlılık duymak
Bunları okuyunca insan, Fromm’un da daha kitabın en başındaki ilk önermesinde sunduğu ve çoğu insanın inandığı haliyle, “sevgi” ve “sevmek” kelimelerini talihimiz yaver giderse kapılacağımız bir duygu olarak tanımlıyor. Oysa ki hem Fromm hem de ben ve birçok sanat eseri, sevmenin sanat olduğunu söylüyoruz. Bunun için elimizde bilgi, deneyim ve yaratımlar var.
Ne demek istiyorum?




Yorumlar