Zor zamanlarda ayakta kalmak
- Nihan Uycan Özen

- 16 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Altın Çağ girişinin biraz zorlu olacağını bizim gibi ruhsallıkla uğraşan kelime işçileri ve şifacılar sezgisel olarak çok iyi biliyorduk. Hele sevgili gezegenimiz bin bir türlü musibetle bilinmez bir geleceğe doğru savrulurken, zaten toplum gönüllüsü olan birçok kalp, uzun zamandır endişe krizlerinde boğuluyordu. Covid pandemisiyle belirginleşen değişen paradigma, birçoğumuzu bu alanlara bakmaya yöneltti. Ben de uzunca bir süredir iki mecrada birden bu konuları yazıyor, sosyal girişimimiz Köprü Project (www.kopruproject.org)[1] ile de sosyal fayda üretmeye odaklanıyorum.
Hayatının büyük bir bölümünü toplumsal katkı yaratmaya adamış bir vatandaş olarak pek tabi ki kolektif alanda olan her türlü olaydan ziyadesiyle etkileniyorum. Aktif Umut’u çok iyi bilen ve kendini bu konuda eğittiğini düşünen bir birey olmama rağmen hem de! Yani diyorum ki bu işlerin içindeyim ama işin sonunda bir garip insanım ben de!
6 Şubat 2023 sabahı da ateş ülkemizin orta yerine düştüğünde herkes gibi ben de derinden sarsıldım. İlk başlarda -bir hafta önceden başlayan başka bir acı sürecin içerisinde olduğumdan- depremle ilgili enformasyonlardan kendimi azami miktarda korumayı başararak tamamen krize odaklanmış ve de yardımcı olabileceğim her alanda aktif rol alıyor, kendi sınırlarımı zorluyordum. Adeta içimdeki savaşçı her krizde olduğu gibi yine açığa çıkmış; kendinden önce diğerlerine bakım veriyor ve şuursuzca ilgi, emek, yardım dağıtıyordu.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
Tükendim. Anksiyete krizim tetiklendi ve atalet haline geçtim. Önceleri anlam veremedim, ben üretken ve yardımsever bir kimliğimdir. Ya da çoğunlukla böyleyimdir. Hayatın anlamını buralarda buluyorum ve başka türlü bir varoluş bilmiyorum.
Olmuyordu artık, zorlanıyordum. Hem de acıyı yaşayanlara göre mükemmel sayılabilecek şartlara sahip olmama rağmen. Bazılarımız gibi içinde bulunduğum konforlu alan yüzünden utanç duymadım. Ben en çok yetersizlik duydum. Tüm bunlara rağmen atalet içinde kalışıma, bir şey yapmak istemeyişime ve de umudumun yavaş yavaş sönmesine üzüldüm. Kulağa biraz bencilce geliyor biliyorum ama böyle oldu. Çünkü ziyadesiyle kendime, bireysel korkularıma ve endişelerime odaklanmaya başlamıştım. Onlar da büyüyüp koskoca karanlıklar oldular bir anda ve ben boğuldum.




Yorumlar